RSS

Efsane Atletler 1 – Emil Zatopek

17 Jan
Efsane Atletler 1 – Emil Zatopek

Koşmaya başladıktan sonra koşuyla alakalı oldukça fazla sayıda kitap, dergi ve blog okumaya ve filmler seyretmeye başladım. Dolayısıyla bir anda daha önceden duymadığım, varlığından haberdar olmadığım bir sürü insan tanımış oldum. Bunların çoğu atletizmde iz bırakmış kişiler oldu tabii. Bazılarının hikayelerinden çok etkilendim. Ve bu kişilerin hakkında yazmaya karar verdim. Bu serinin başlangıcı olarak da en çok hayranlık duyduğum efsanevi Çek atlet nam-ı diğer “Çek Lokomotifi”, Emil Zatopek’i yazmaya karar verdim. 

Emil Zatopek’e hayranlık duyma sebebim ise bu adamla ilgili herşey. Atletizme başlaması, stili, felsefesi, rekorları, herşeyiyle efsane bir sporcu. Zatopek 1922 yılında doğdu. 1938’de bir ayakkabı fabrikasında çalışırken fabrikanın spor koçu Zatopek ve 3 arkadaşının bir koşu yarışı yapmalarını istedi. Zatopek koşmak için zayıf ve güçsüz olduğunu söyledi. Fabrika doktoru kontroller sonucu koşmasına bir engel olmadığını söyleyince koşmak zorunda kaldı. Bu yarışı ikincilikle bitirdi. Fakat bu yarış sonrası koşmayla ciddi olarak ilgilenmeye başladı. Fabrikadaki koşu koçu ve doktor bir efsanenin doğuşuna ön ayak olmuş oldular böylece. Hayat böyle sürprizlerle dolu işte.

Zatopek, 4 sene içerisinde ülkesinde 2,000 m, 3,000 m ve 5,000 m rekorlarının sahibiydi bile. 1946 yılında ülkesinin milli takımındaydı. Avrupa Şampiyonası’nda 5,000 metrede beşinci olmasına rağmen kendisine ait Çekoslovakya rekorunu 25 saniye geliştirerek 14:25:8 koştu. Aynı benim derecem😀.

1948 Londra Yaz Olimpiyatları’nda 10,000 m’de altın, 5,000 m’de ise gümüş madalya kazandı. Bir sonraki sene 10,000 metrede rekor kırdı ve izleyen 4 yıl içerisinde bu rekorunu 3 defa geliştirdi.

Rekorlar kıran madalyalı bir atlet olarak, madalyalı bir atlet buldu kendisine. Çekoslovakya cirit atma milli takımından Dana Ingrova ile evlendi. Bu evlilikte enteresan olan birşey var, o da tarihi. Evlilik töreni 19 Eylül’de yapıldı. Emil Zatopek’in doğum günü de 19 Eylül. Ne enteresan değil mi? Değil mi? O zaman Dana’nın doğum günü de 19 Eylül diyelim. Şimdi biraz enteresan oldu galiba. Yani bu çift doğum günü, evlilik yıldönümü falan diye ayrı ayrı uğraşmak istememiş bir çift.

1952 Olimpiyatları’nda Dana ve Emil aynı gün içerisinde birer altın madalya kazandılar. Basın toplantısında Emil kendisinin kazandığı altın madalyayla karısına ilham verdiğini karısının da bundan dolayı altın kazandığını söyleyince eşinden “Öyle mi hadi git başka bir kıza da ilham ver ve bak bakalım o da ciriti 50 metre atabiliyor mu” diye bir ayar almıştır.

Gelelim 1952 Helsinki Olimpiyatları’na. Bu olimpiyatlar Zatopek’in efsaneliğin hakkını verdiği, adını tarihe altın harflerle yazdırdığı olimpiyatlar oldu. Çünkü 5,000 m, 10,000 m ve maraton’da altın madalya kazandı. Üç altın madalyayı da olimpiyat rekoru kırarak aldı. Ve maraton’da olimpiyat rekoru kırarak altın madalya kazandığında, hayatında ilk kez maraton koşuyordu.

Emil Zatopek Helsinki’deki maraton performansı için daha sonra şöyle dedi: “Maraton’dan sonra 1 hafta yürüyemedim bile; yarış benden o kadar çok şey almıştı ki. Fakat bu, hayatım boyunca tattığım en keyif verici yorgunluktu.”

Bu yarışla ilgili diğer ilginç anekdot ise rekoru elinde bulunduran İngiliz atlet Jim Peters ve Zatopek arasında geçer. Yarışın ilk 15 kilometresinde Peters oldukça yüksek tempoyla koşmuştur. Zatopek ona yanaşır ve yarış hakkında an itibariyle ne düşündüğünü sorar. Peters, Zatopek’in cesaretini kırmak için temponun yavaş olduğunu söyledi. Zatopek hızını artırdı. Yarış sonunda olimpiyat rekorunu kırarak altını kaptı. Peters ise yarışı bitiremedi.

3 altınlı o performans aşağıdaki videoda izlenebilir.

1955 yılı’nda Zatopek 25,000 m dünya rekorunu kırdı. Ve bu kırdığı son rekor oldu. 1956 yılı’nda Melbourne Olimpiyatları’nda altıncı olduktan sonra yarışmayı bıraktı. Bu olimpiyatlardan 6 hafta once bir fıtık ameliyatı geçirmişti.

Yarışmayı bıraktıktan sonra ülkesinde Komünist Parti’de bir takım pozisyonlar üstlendi. Partinin demokratik kanadını destekliyordu. Prag Baharı’ndan sonra tüm pozisyonlarından alındı ve uranyum madenlerinde çalıştırıldı. 1990 yılında Vaclav Havel kendisine tekrar kucak açtı. 1998 yılında gene Vaclav Havel tarafından devlet nişanıyla ödüllendirildi. 2000 yılında uzun bir hastalık döneminin ardından Prag’da yaşama gözlerini yumdu büyük atlet. Aralık 2000 yılında Uluslararası Olimpiyat Komitesi Zatopek’i olimpik oyunlarda sportmenliği temsil eden atletlere verilen De Coubertin ödülüne layık gördü. Ayrıca kendisi Lozan’da bulunan Olimpik Müze’de heykeli bulunan tek olimpik atlettir.

Koşu stili ve antrenmanlarıyla tamamen kendi tarzı olan bir atletti Zatopek. Antrenmanlarını her türlü hava koşulunda aksatmadan yapar ve genelde antrenmanlarda koşu ayakkabısı yerine ağır botlar giyerdi. Tecrübelerini aktarmaktan zevk alırdı. Koşucuların yaptığı genel hatalardan birisi koşarken omuz ve boyun bölgesini kasmaktır. Bu gereksiz enerji kaybına sebep olur. Zatopek bunu önlemek için koşucuya koşu esnasında baş parmak ve orta parmak uçlarını belli belirsiz değdirmelerini tavsiye eder. Bunu yaparken omuz ve boyun bölgesi serbest kalacaktır. Bu tavsiye benim de kendisini tanımama vesile olan ve her koşumda uyguladığım bir tavsiyedir.

Kendisi atletizmde rekorlar kırmış ve spora, olimpiyatlara ve ülkesine önemli hizmetler vermiş bir sporcuydu. Saygıyla selamlıyoruz.

 
Leave a comment

Posted by on January 17, 2012 in atletizm, koşu, motivasyon

 

Tags: , , ,

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: