RSS

Caballo Blanco Hayatını Kaybetti..

07 Apr
Caballo Blanco Hayatını Kaybetti..


Koşu dünyasının Caballo Blanco (Beyaz At) olarak tanıdığı Micah True hayatını kaybetti. 58 yaşındaki Caballo Blanco 27 Mart günü her zaman yaptığı gibi 12 millik rutin bir patika koşusu yapmak üzere New Mexico eyaletinde Gila Ormanı yakınlarında yola çıktı. Geriye dönmedi. Geriye dönmediğinin duyulması üzerine Amerika’nın dört bir yanından koşucu arkadaşları bölgeye ulaştı ve yerel güvenlik güçleriyle arama kurtarma ekipleri oluşturdular. 

31 Mart günü arama ekiplerinden birisi True’nun cesedine ulaştı. Bir su kenarında, bir ayakkabısı ayağında, diğeri biraz ötede, yatıyordu ultramaraton efsanesi. Vücudunda herhangi bir darp veya yara izi bulunamadı. Fakat kesin neden için otopsi sonuçları beklenecek.

Micah True Christopher McDougall‘ın yazdığı Born To Run A Hidden Tribe, Superathletes and The Greatest Race The World Has Never Seen adlı kitabının ana karakterlerinden biriydi. Tamamı gerçek bir hikayeden oluşan bu kitap yayınlandığında koşu dünyasında büyük ses getirdi. Çünkü alışılageldik antrenman, beslenme ve koşu ayakkabısı tartışmalarını tamamen başka bir boyuta taşıdı. Meksika’da Copper Canyon bölgesinde yaşayan ve izole bir toplum olan Tarahumara ya da kendi dillerindeki adlarıyla Raramuri yerlileri kendi yaptıkları basit sandaletlerle oldukça uzun mesafeleri hiç durmadan koşabiliyorlardı. Bu insanlar çok yoksuldu. Beslenmeleri çok basitti ve normal olarak antrenman tekniklerinden falan haberleri yoktu. Sadece nesillerdir atalarının yaptığı gibi çıkıp koşuyorlardı. Micah True bu yerlilerle yaşıyordu.

Asıl adı Michael Randall Hickman idi. Okul masraflarını çıkarabilmek için boksla uğraşıyordu. Bir süre sonra tek uğraşı boks oldu. Ülkeyi dolaşıp boks maçları yapıyordu. Birkaç yıl sonra tüm kazancını toplayıp Maui‘ye taşındı. Bir nevi hayatın anlamını arıyordu. Maui’de adanın doğusuna yani kimsenin yaşamadığı balta girmemiş orman diye nitelendirilebilecek kısmına gitti. Ve orada bir mağarada yaşayan Smitty ile karşılaştı. Smitty ona da bir mağara buldu. Koşmaya Smitty ile başladı. Hawailerin eşsiz doğasında dağlarda ve patikalarda saatlerce koşuyorlardı. Bir gün adada Melinda ile karşılaştı. Melinda tatilini geçiriyordu adada. Oldukça farklı karakterler olmalarına rağmen aralarında aşk başladı. Ve Beyaz At medeniyete dönmeye karar verdi. Ana karaya döndükten sonra boks yapmaya devam etti. Uzun patika koşularının güçlendirdiği bacakları ve aşkın güçlendirdiği kalbiyle önüne geleni deviriyordu Caballo Blanco. ESPN için çalışan bir menajer ABD dördüncüsü bir kickboksör Larry Shepherd ile bir maç ayarladı. Caballo Blanco onu da yendi. Bu dönemde Melinda onu terketti. O da boksu bıraktı.

Hayatına bir arabada yaşayıp eşya taşımakla ve arada kalan zamanlarında koşarak devam etti. Hızlı veya yavaş, az ya da çok olmasına bakmadan sürekli koşuyordu. Bu dönemde Rocky Mountain Double Marathon’a katıldı ve 6h 12m ile birinci bitirdi. Bisikletiyle bir kaza geçirdikten sonra bir süre bir arkadaşının evinde kaldı. İyileştikten sonra Leadville‘e gitti. Burada koşan Raramuri yerlilerini gördü ve Meksika’ya gitti. Dışa kapalı bir toplum olan Raramuri yerlileriyle arkadaş oldu. Yılın yarısını burada yarısını Amerika’da geçiriyordu. Ta ki Christopher McDougall neden koşamadığı, neden hep sakatlandığı gibi sorulara cevap bulabilmek için onun peşine düşünceye dek. McDougall Caballo Blanco’dan ve Raramuri’den öğrendikleriyle sakatlık yaşamadan koşmayı öğrendi. Ve Caballo Blanco’nun hayali olan Copper Canyon Ultra Marathon‘un gerçekleşmesine yardım etti ve bu ultra maratonun birincisinde koştu.

Başta bahsettiğim kitap işte bu hikayeyi anlatıyor. Gerçekten de bu kitap sayesinde çıplak ayakla koşu başta olmak üzere birçok konu tartışmaya açıldı. Koşu ve ultra maraton dünyasına işte böyle damga vurmuş bir insandı Micah True. Son derece basit, sadece yapmak istediklerini yapan, yapmayı sevdiği şeylerin peşinden giden özgür bir ruh idi. Kaybı koşu dünyası için üzücü ve önemli bir kayıp. Fakat sevdiği şeyi yaparken, mutlu olduğu yerlerde yani patikada koşarken öldü. Mutlu öldüğünü düşünüyorum. Toprağı bol olsun.

 
Leave a comment

Posted by on April 7, 2012 in atletizm, koşu

 

Tags: , , ,

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

 
%d bloggers like this: